Kira Bedelinin Yabancı Para Olarak Kararlaştırılması Durumunda Kira Artış Oranının Belirlenmesi
Kira Bedelinin Yabancı Para Olarak Kararlaştırılması Durumunda Kira Artış Oranının Belirlenmesi
Türk Borçlar Kanunu m. 344/IV’te bu durum “Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, ‘Aşırı ifa güçlüğü’ başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Burada beş
yıl geçmedikçe kira bedeli değiştirilemez ancak bu hüküm nispi emredici hüküm
mahiyetindedir, zira kira bedelinin indirileceğine ilişkin anlaşmalar geçerli
olacaktır[1]. Bu
süre dolmadan taraflarca anlaşmaya varılarak dahi olsa bedele ilişkin artış
oranı veya bunun yerine geçecek anlaşma yapılamaz.
Yabancı paraya endeksli olarak belirlenen kira
bedelleri bakımından aynı hükmün uygulanıp uygulanmayacağı öğretide kimi
görüşlerce uygun görülmez[2] ancak
kimi görüşlere göre de kanunun dolanılmasını engellemek adına kıyasen
uygulanması gerekir[3].
Bunun yanında kira bedelinin altın kaydına bağlı olarak kararlaştırıldığı
durumlarda da bu hükmün uygulama alanı bulabileceği öğretide kabul edilmektedir[4]. Daha
önce bahsettiğimiz kira bedelinin belirlenmesinde Kanun Koyucunun kademeli
olarak dikkate aldığı hususlara bu hükümde Kanun Koyucu, yabancı paranın
değerindeki değişiklikleri de eklemiştir.
Bu hüküm, hem yabancı para üzerinden kira bedeli
belirlenebileceğini, hem de yabancı para üzerinden belirlenen kira bedelinin
yeni dönem bakımından tespitinin esaslarını belirlemiştir[5].
Bunun yanında söz konusu hükümde ifa güçlüğüne bağlı olarak kiracının, beş yıl
kaydına bağlı olmaksızın uyarlama davası açma hakkı saklı tutulmuştur.
Türk Borçlar Kanunu’nun öngördüğü beş yıllık süre
oldukça uzun bir süredir. Özellikle ekonomik istikrarın olduğu dönemlerde döviz
fiyatlarında değişme olmayacağı düşünülürse, ülke parası üzerinden
kararlaştırılan kira bedelinin değiştirilmesi kabul edilirken yabancı para
üzerinden belirlenmiş kira bedelinin değişmeyeceğinin öngörülmesi hakkaniyete
uygun görünmemektedir[6]. Yine
yabancı paraların her zaman sağlam ve yıllık artışları gerektirmeyecek kadar
kiraya vereni koruduğu varsayımı isabetli değildir zira bu durum ekonomik
verilere göre değişebilmektedir[7].Bu
durumda Kanun Koyucu sanki tarafların yabancı para üzerinden sözleşme
yapmalarını engellemek gibi bir amaçla hareket etmiştir ancak Kanun Koyucu
böyle bir amaçla hareket etmemelidir[8].
Beş yıllık sürenin sonunda belirlenen kira bedelinin sözleşmede kararlaştırılan para birimi üzerinden mi yoksa Türk Lirası üzerinden mi belirleneceği hususu tartışmalıdır[9]. Bu konuda; sözleşmede kira bedeli hangi ülke parası olarak belirlenmişse yeni kira bedelinin o ülke parası ile belirlenmesi gerektiği[10], beşinci yılın sonunda hakim tarafından belirlenen kira parasının yabancı para olarak belirlenmesinin mümkün olduğu hatta karşı tarafın kabulü olmadıkça Türk Lirası üzerinden kira bedeli tespiti yapılamayacağı[11], yabancı para üzerinden yapılan kiralamalarda Yargıtay’ın mevcut uygulaması devam ederek rayiç bedelin Türk Lirası üzerinden belirleneceği[12] şeklinde birbirinden farklı görüşler vardır.6570 sayılı GKHK döneminde kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığı kira sözleşmeleriyle ilgili açılan kira tespit davalarında hakim tarafından belirlenen kira bedelinin Türk Lirası üzerinden belirlenmesi zorunluydu ve Yargıtay uygulaması da kira parasının Türk Lirası olarak tespitini öngörmekteydi[13].
Tüm bunlara ek olarak 2018’den beri ülkemizde bazı istisnalar dışında kira sözleşmelerinde bedelin yabancı para birimiyle belirlenmesi yasaklanmıştır. Bu yasak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2018-35/52 numaralı Türk Parası Kıymeti Korunması Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’in 8/2. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
“Türkiye’de yerleşik kişiler kendi aralarında akdedecekleri; konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.”
Dolayısıyla yeni yapılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt içinde yer alan konut ve çatılı işyerleri hakkında yapacakları kira sözleşmelerini yabancı para birimi üzerinden kararlaştırmamaları gerekmektedir. Söz konusu yasal düzenlemenin ihlalinin yaptırımı idari para cezası şeklindedir. Bu düzenleme kapsamı dışında kalan kişiler için bir sınırlama söz konusu değildir.
[1]Zevkliler/Gökyayla, s.247.
[2]Gümüş, s.76.
[3]İnceoğlu/Baş, s.538; Gökyayla, s.42.
[4]Zevkliler/Gökyayla, s.247 ; İnceoğlu/Baş, s.538; Gökyayla, s.43.
[5]Yavuz/Acar/Özen, s.283.
[6]Kaynar, s.78.
[7]Kılıçoğlu, s.79-80.
[8]İnceoğlu/Baş, s.538.
[9]Kaynar, s.79.
[10]Akyiğit, s.159.
[11]Gümüş, s.250.
[12]İnceoğlu/Baş, s.538.
[13]Gümüş, s.249.