SIR VE MESLEKİ SIR KAVRAMLARININ KAPSAMI
SIR VE MESLEKİ SIR KAVRAMLARININ KAPSAMI
Sır
kavramı birçok alanla ilgili olduğu için sır kavramını her alan kendince
tanımlamış ve değerlendirmiştir. Kimi alanlar sır veren ve sır verilen
arasındaki güven ilişkisi üzerinde dururken kimi alanlar ise daha çok kişinin
mahremiyet ve özel hayatı kapsamında değerlendirmiştir. Bu sebeple sır
kavramını tek bir tanımla belirtmek zor olmuştur. Ancak genel çerçevede bir
tanım yapacak olursak; sır, bir kimsenin kendisinin veya sadece kendisi
tarafından belirlenerek bilinmesine rıza gösterilen kişilerin bildiği, alenen
bilinmesi istenilmeyen ve bunda kişinin maddi veya manevi bir menfaatinin
olduğu kavramdır.
Sır
kavramını irdelediğimizde sır sahibinin bu konuyu gizli tutma yönünde bir
iradesinin olduğunu görürüz. Bu sır kavramının sübjektif yönüdür. Sır sahibinin
açık bir şekilde gizli tutma iradesini söylemesine gerek yoktur. Davranışlarıyla
böyle bir gizlilik iradesi olduğunu belli etmesi yeterlidir. Yine sır
kavramının bir diğer özelliği, hâlihazırda bu bilginin bilinmemesidir. Bu da sır
kavramının objektif yönüdür. Eğer sır olarak addedilen olgular biliniyorsa veya
bilinebilecek durumdaysa o olgu sır olarak kabul edilmemelidir. Burada şuna
dikkat etmek gerekir bir bilginin birçok kişi tarafından bilinmesi ile bilginin
umum tarafından bilinebilir olması aynı şey değildir. Birçok kişi tarafından
paylaşılan bir bilgi sır olarak düşünülebilirken, henüz bilinmeyen ancak umum
tarafından bilinebilmesi mümkün olan bir bilgi sır olarak nitelendirilemez. Bu
bağlamda bizim burada aradığımız objektif unsur bir bilginin bilinmemesi ve
bilinme olasılığının olmamasıdır[1].
Türk
Dil Kurumu sözlüğünde sır kavramı “varlığı
veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey”[2]
şeklinde belirtilmiştir.
Konumuz
bakımından ise doktrinde sır konusunda benzer tanımlar yapılmıştır. Hakeri, “Sadece belirli ve sınırlandırılabilir kişi
grubu tarafından bilinen ve bunun açıklanmamasında hasta bakımından
anlaşılabilir başka bir deyişle gerekçelendirilebilir ve dolayısıyla korunmaya
layık bir yarar bulunan durum, olgu, vakıadır.”[3]
şeklinde açıklamıştır. Donay, “Herkes
tarafından bilinmeyen ve açıklanması sahibinin şeref ve menfaatine zarar verme
tehlikesi gösteren hususlardır.”[4]
şeklinde açıklamıştır. Doğan, “ Açıklanmamasında
hastanın menfaati bulunan her şey”[5]
şeklinde açıklamıştır. Özdemir, “Herkes
tarafından bilinmeyen ve açıklanması sahibinin şeref ve haysiyeti diğer
menfaatlerine zarar verme tehlikesi gösteren hususlardır.”[6]
şeklinde açıklamıştır. Büyükay, “Bir
kimsenin görmek, işitmek veya hissetmek suretiyle öğrendiği, saklı ve gizli
tutulması gereken şeydir[7].”
şeklinde açıklamıştır.
Yukarıda
tanımlandığı üzere herkes tarafından bilinen şeyler sır değildir. Yine konumuz
kapsamında sır olarak kabul edilen ve ifşa edilmesi durumunda sorumluluk
doğuran sır mesleki sırdır.
Mesleki sır bir başka deyişle meslek sırrı, yukarıda
tanımı yapılan sır kavramlarının meslek faaliyetlerini icra ederken edinilmiş
halidir. Yani mesleki faaliyetler dışında öğrenilen şeyler hukukumuzun koruduğu
sır saklama yükümlülüğü kapsamına girmez. Dolayısıyla hekimin mesleğini icrası
dışında öğrendikleri bu kapsamda değerlendirilmemektedir. Ancak bu durum
hekimin mesleği dışında öğrendiği şeyleri istediği gibi yayabileceği
özgürlüğüne sahip olduğu manasına gelmemektedir. Çünkü böyle bir durumda söz
konusu davranış haksız fiil veya suç oluşturursa hukuk tarafından başka
başlıklar altında korunur.
Meslek sırrı kavramı, sır kavramından daha özel bir
nitelik arz eder. Çünkü meslek sırrı, mesleğin sağladığı kolaylık vasıtasıyla
öğrenilmektedir. Yine meslek sırrının yapılan meslekle doğrudan ilgili olması
ve mesleği icra ederken öğrenilmiş olması gerekmektedir. Hekimin tedavi
öncesinde veya sonrasında öğrendiği sır mesleki sır kapsamına girmez. Ancak
hasta hakkında öğrenilen bilginin hasta tarafından bizzat söylenmesiyle,
hekimin tedavi sırasında kendi teşhisleriyle öğrenmesi bakımından mesleki sır
konusunda bir fark yoktur.
Yine
mesleki sır kavramı tüm meslekler için söz konusu olmayıp sadece sağlık mesleği
mensupları, avukatlar, müdafiler, noterler içindir. Sağlık mesleği mensubu
kavramından TCK 280/2’de de belirtildiği üzere tabip, diş tabibi, eczacı, ebe,
hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır.
Av.
Enes TUTKUN
Beylikdüzü’nde
faaliyet gösteren hukuk büromuzda yaptığımız hukuki danışmanlıklar sırasında hekimin
sır saklama yükümlülüğü hususunda genel olarak sorulan soruları aşağıda
paylaşarak bu konuda çalışmamıza devam edeceğiz.
“- Hekimin sır saklama yükümlülüğü var
mıdır?
-Beylikdüzünde/Esenyurtta/Büyükçekmecede
bir hastaneye gittim. Hastanedeki doktor bilgilerimi başkasına verebilir mi?
Doktorum bilgilerimi kullanabilir mi?
- Beylikdüzünde/Esenyurtta/Büyükçekmecede
doktora gittim. Corona virüsü sebebiyle hastaneye gittim. Pozitif olduğum
bilgisini paylaşabilirler mi?
-Beylikdüzünde/Esenyurtta/Büyükçekmecede
yaşamaktayım devlet hastanesinde korona testi yaptırdım. Covit-19 virüsüne
yakalandığımı ya da test yaptırdığımı hastane başkalarına söyleyebilir mi?
-Beylikdüzünde/Esenyurtta/Büyükçekmecede
yaşamaktayım. Hastane şahsi bilgilerimi benden izinsiz paylaştığında dava açabilir miyim ?
- Beylikdüzünde/Esenyurtta/Büyükçekmecede meydana
gelen kaza sonrası hastaneye gittim bilgilerimi dışarıya sızdırmışlar dava açabilir
miyim ?
-Büyükçekmece adliyesinde görülen boşanma
davamda doktorum tanıklık yapabilir mi?
-Doktorum şahsi bilgilerimi ne
yapabilir?
- TC kimlik numaramı doktora verirsem ne olur? Hastane TC kimlik numaramı istediğinde verirsem ne olur?”
İlgili
Kelimeler
Hekim,
hekimin sır saklama yükümlülüğü, sır, yükümlülük, Beylikdüzü doktor, Beylikdüzü
covit-19, Beylikdüzü corona virüsü, Beylikdüzü korona virüsü, Beylikdüzü
avukat, Beylikdüzü boşanma avukatı, Beylikdüzü ceza avukatı, Beylikdüzü icra avukatı,
Esenyurt avukat, Esenyurt boşanma avukatı, Esenyurt ceza avukatı, Ağır Ceza
avukatı, Beylikdüzü ağır ceza avukatı, Esenyurt ağır ceza avukatı, Beylikdüzü
trafik kazası, Esenyurt trafik kazası, trafik kazası avukatı, Beylikdüzündeki
en iyi avukat, en iyi avukat, beylikdüzünde tanınan avukat, miras avukatı,
beylikdüzü miras avukatı, Beylikdüzü tazminat avukatı, Esenyurt tazminat
avukatı, beylikdüzü merkezdeki avukatlar, beylikdüzü avukat telefon, beylikdüzü
avukat iletişim, beylikdüzü avukat ulaşım, beylikdüzü dava avukatı.
[1] Hüseyin Amiklioğlu, “Hekimin Sır Saklama Yükümlülüğü”, Fatih
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Ocak 2015, C.3, S.1, s.99.
[2]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5bf08fb706dfe8.21439827, (18.11.2018)
[3] Hakan Hakeri, “Hekimin Yükümlülükeri”, KKTC Lefke
Avrupa Üniversitesi, II Sağlık Hukuku Sempozyumu, 17-18 Mayıs 2010, s.84.
[4] Süheyl Donay, Meslek Sırrının Açıklanması Suçu, İstanbul, 1978, s.4.
[5]Murat Doğan, “Hekimin Hukuki Sorumluluğu”, Tıbbi Müdahaleden Kaynaklanan Hukuki
Sorumluluk Sempozyumu, Mersin, 2009, s.41 vd.
[6] Hayrunnisa Özdemir, “Hadım Etme ve Hekimin Sır Saklama
Yükümlülüğü”, III. Sağlık Hukuku Kurultayı(Ankara, 7-8 Mayıs 2010), Ankara
Barosu Yayınları, 2011, s.194.
[7]
Yusuf Büyükay, “Hekimin Sır Saklama Yükümlülüğü”,
AÜEHFD, C.VIII, s.394.