Kira Tespit Davasının Hukuki Anlamda Değerlendirilmesi
KİRA
TESPİT DAVASININ HUKUKİ ANLAMDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Türk Borçlar Kanunu m. 345’te kira
tespit davası “Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir.
Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte
açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına
ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen
yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira
bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar.
Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm
varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek
kira bedeli de, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.” şeklinde
belirtilmiştir.
Yasal sürelere uyulmaksızın her zaman kira tespit
davası açılabileceği genel kuraldır. Ancak bu durum bir sonraki dönem yönünden
geçerli olur. Kiranın artırımı ile ilgili olarak sözleşmede hüküm bulunmaması
halinde, yeni kiranın belirlenmesi bakımından, kira döneminden önceki tarihte
dava açılması veya bildirimde bulunulması gerekir. Erken dava açma veya
bildirimde bulunma, yeni kiranın belirlenme koşullarıdır. Bu durum itibariyle
kira tespit davasının süre yönünden etki ve geçerliliği, dava açma süresi ile
belirlenir. Bu koşullar itibariyle eğer bir bildirim söz konusu olmaksızın
doğrudan doğruya dava açılacaksa, bu kira tespit davasının yeni dönemin
başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açılmış olması gerekir. Aksi
takdirde bu süreye uyulmamışsa açılmış olan davada verilecek olan karar bir
sonraki yıla ilişkin olur. Eğer kira tespiti için bir bildirimde bulunulmuşsa
bu bildirimin de yeni dönemin başlangıcından itibaren en geç otuz gün öncesinde
yapılmış olması gerekir. Yine böyle bir bildirimin yokluğu halinde yapılacak kira
tespiti bir sonraki dönem yönünden geçerli olur[1].
Eğer bildirim yasada öngörülen otuz günlük öncelikli
sürede yapılmışsa, davanın otuz günlük sürede açılmış olmasına bakılmaz. Çünkü
yasada kira tespiti davası için ya dava veya bildirim yöntemi öngörülmüş olup
bildirimde bulunulması halinde bu bildirim süreyi keseceğinden onu izleyen yeni
kira dönemi sonuna kadar dava açılabilecektir[2].
Kiranın artırılacağı konusunda sözleşmede hüküm
olması halinde, bir bildirime gerek olmaksızın davanın yeni dönem sonuna kadar
açılması mümkündür. Yeni dönem içinde açılacak dava, bu dönemim başlangıcından
itibaren geçerli olur. Bunun yanında sözleşmedeki artırım miktarının düşük
olacağı düşüncesiyle kiraya veren kira tespit davası açmışsa bununla bağlı olup
mahkemece artırım oranının sözleşmedekinden daha düşük olmasına katlanmak
zorundadır. Mahkemece bu takdir hakkı kullanılırken hakkaniyet esası
gözetilmelidir[3].
Kira tespit davasında sadece ilgili kira döneminde
geçerli olacak kira bedelinin tespiti amaçlanır. Kira bedelinin tespiti yanında
bir de kira parasının tahsiline karar verilmesi istenemez ve bu yönde karar
verilemez[4].
Böyle bir talep varsa bu davalar ayrı ayrı açılacaktır.
Tespit edilecek kira bedeli Gelir Vergisi Stopajı ve
KDV dahil olarak belirlenmelidir. KDV ve Stopaj düşülerek kira bedeli tespiti
mümkün değildir. Mahkeme, tarafların belirlediği yöntemle bağlı kalmaksızın,
vergileri dikkate almadan kira bedelini belirleyecektir.
Yargıtay’ın 07.07.1965 gün ve E. 1965/5 K.1965/5
sayılı içtihadı birleştirme Kararına göre taraflardan birinin kira parasının
belli edilmesi için açacağı bu çeşit bir davanın tespit davası olarak
nitelendirilmesi gerekir. Kararda da belirtildiği gibi tespit davası, eda
davasının öncüsü durumundadır ve eda davasında kesin delil olarak kullanılmak
üzere açılabilir. Aylık kiranın miktarı belli edildiği takdirde, muaccel kira
paralarının gerek mahkemede dava yoluyla ve gerekse icrada takip konusu
yapılmak suretiyle tahsili yoluna gidilmesi mümkündür[5].
Kiranın tespiti kararları diğer tespit davalarında
olduğu gibi bir hukuki münasebeti tespit etmez sadece, kira sözleşmesinin yeni
dönemde belli olmayan ücret unsurunu belirli hale getirir. Bu bakımdan da
öğretide gerçek anlamda tespit davası olmadığı savunulur[6].
Tespit edilen kira bedelinin muaccel olması ve kira farkı için faiz işletilmesi konusunda Yargıtay’a göre, kira tespit kararı kesinleştiğinde kira farkı alacağı muaccel hale gelmektedir ve mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren ayrıca temerrüt ihtarına gerek kalmadan kira farkı alacağına temerrüt faizi yürütülür[7].
Beylikdüzü Avukatı, Silivri Avukat, Esenyurt Avukat, Avcılar Avukat, Beylikdüzü Boşanma Avukatı, Beylikdüzü Uzlaştırmacı